a book "château sergo"

something is going on out there... but we hardly leave "ourselves".

Tuesday, December 13, 2005

kediler üzerine

Kediler tüy dökerler senenin belli döneminde, kediler azarlar, bağırıp çağırılar senenin sıcak olmaya başlayan günlerinde.
Ve her sene ve her sene...
"Hayat inişli çıkışlı hep" derler, ama o kadar da olmaz ki!
Bir "bağ" kurmakta zorlanan insan neye yarar ki? Kendisiyle ne kadar yüzleşebilir ki?
Bütün aynaları kırmam bir hata mıydı acaba? Yoksa bütün sorun kocaman egomda mıdır?
Libidomda mıdır?
İstanbul'da son tango karın yağmasıyla başladı... ve artık soru sormaktan bıktım, soru sormayacağım da, ilerleyeceğim hep, egomla, libidomla!
Yönetmeye çalıştığım rüyalar hala gerçekleşmediği için çok mutluyum, ancak gerçek anlamda ev sahibi olmak, kitaplığı büyütmek, dolapların kollarını monte etmek gibi bir avantajım olmadığından artık o rüyalarımdan kurtulmak, bütün yazdıklarımı yakmak, düşündüklerimi unutmak, çizdiklerimin üstüne zift dökmek... kadınlarımdam ve annemden özür dilemek istiyorum!
Her sene aynı "tüy"ü dökmekten bıktım!
Hayır, hayır, hiç de kötü hissetmiyorum kendimi. Bunalım ve depresyonda da değilim! Çünkü bu tarz ruh halleri bana çok uzak... Sadece yoruldum.
Şu an yanlış yerde ve yanlış zamanda olduğumu gayet iyi anlıyorum (herkes de böyle düşünüyor zaten bu aralar.)
Anlamadığım şunlar: korku, çekinme, zorlama, susma, yüksek ses, nefret, inisiyatifsizlik, namus, güvensizlik, salaklık, gözlere bakamama, ne istediğini anlamama, sado-mazoşistik ilişkileri sürdürme ve tüy dökenlere yan gözle bakmasıdır.
Mart ayında görüşmek üzere kadim düşlerim!!!

0 Comments:

Post a Comment

<< Home